Bugün insan olmaktan utandırıldım. Yani
insanlar, hayvanlar ve melezler diye mi ayırılmalı emin olamıyorum sanırım doğru
bir ayırım olur ama bu. Nereden başlasam kimi ayıplasam, kime kızsam bir türlü
seçemiyorum. Ama iyi bildiğim birşey var ki o da düşündükçe aklımı kaçıracak
hale geldiğim. Bir kısmınız diyebilir ki iyi de bacım bu ülkede o kadarının bile
reva görülmediği insanlar var... Doğrudur ama ben insanlara da böyle
davranılmasını onaylamıyorum.
Konumuz 1 yaşında var yok bir kedi. Evet bir kedi. Hani karşılarında kendimizi
insan hissettiğimiz varlıklardan birisi. Etçil bir hayvan ama doğal şartları
diye birşey kalmadığından artık çöplerimizle yaşamaya çalışıyorlar. Rahat
bıraksak bizim artıklarımızla yaşamayı da gayet güzel başarıyorlar ama ne yazık
ki aramızda yaşayan, dış görünümleri benzediği için "insan" olarak tanımlananlar
yüzünden bunu da yapamıyorlar.
Sağlık ocağına sürmekte olan tedavim için ilaçlarımı almak üzere gidiyorken
yolun kıyısında önce tüylerini gördüm sonra algıladım yerde ölmüş olarak
yattığını. Yazık araba çarpmış diye düşündüm önce. Kaçamadı herhalde arabadan.
Böyle düşünerek yanına yaklaştığımda akıl tutulmasına uğradım. Çünkü o upuzun
tüyleri olan azıcık yakınlık gösterdiğinizde mırıldanarak sokulan ilk yılını
bile tamamlayamamış kediyi, insanlar/hayvanlar/melezler sınıflamasının melezler
grubundan birisi boğarak öldürmüştü. Evet, evet boğarak... Bunun için de bir
uzatma fişinin sökülmüş kablosunu kullanmıştı. kabloyu o hayvanın çırpınmalarına
kaçma girişimlerine aldırış etmeden boynuna bağlamış ve ölene kadar sıkmıştı...
Çamura bulandığına bakılırsa ihtimal ki bir süre de peşinden sürüklemiş bakın
yaptığıma ne kahramanım, ne korkusuzum, ne canavarım, ne gözü dönmüş katilim
havalarında çevresine racon kesmiştir. Bunları yazarken bile kanım donuyor
yapılanın korkunçluğundan dolayı. O kadar içime dokundu ki o hayvanın boynuna
bağlanmış kablo ile yolun kıyısında çamurlara bulanmış hali. Bir şeyler
yapmalıyım düşüncesinin yanında içimde bir de isyan büyüdü. İlk tepki olarak
jandarmayı aramayı düşündüm (jandarma bölgesinde oturuyorum), sonra dedim ki
insanların başı derde girince bile zar zor buluyorlar adamlar güler deli derler.
Çocuğu ve ailesini bulmayı düşündüm o da mümkün değil. Bulsam kimlerle
karşılaşacağım? Böyle bir canavarı yetiştiren nasıl bir ailedir? Bilseler o
çocuğa kızacaklar mı, yoksa kedi mi ne işe yarar onlar mı diyecekler? O anne o
yetiştirdiği yaratığı doğurduğunda bir de kırk gün gerilmiş yatmıştır lohusayım
çocuğum oldu diye. Sevgiyi öğrenmesi gereken yerde evinde ne görüp te bir
hayvana bu şiddeti uygulayabiliyor? O ailenin çocuğunun yaptığı ettiğinden nasıl
haberi olmuyor? Kendinden güçsüze yardım etmeyi öğretmek yerine eğlenmek için
öldürmeyi mi öğretiyorlar? Bu düşüncelerle sağlık ocağına vardım. Beynim
bulanmış, gözüm temelli dönmüş, yakalasam ben de şiddet uygulama noktasına
gelmiş kalmak kalmamak arasındayım. İlaçları aldım, yuttum dönüşe koyuldum.
Fazla teknolojik olaylardan hoşlanan biri değilimdir. Bilgisayarı çok sever çok
iyi bilirim ama cep telefonları konusunda aynı başarıyı gösterdiğim söylenemez.
Cep telefonumu aldığımdan beri ilk kez gerektiği için kamerasını kullandım ve o
zavallı şirin kedinin ölmüş bedeninin resmini çektim.
Öyle çok şey söyleniyor ki son yıllarda çevremizi korumamız, hayvanlara iyi
davranmamız vs konusunda artı kelimeler bulmak pek mümkün değil. Oğlumu
büyütürken zaman zaman o da biraz sertçe oynamaya kalkardı hayvanlarla o zaman
müdahale ederken düşünmesini de sağlardım. Onlar biz biz de onların yerinde
olsak sana öyle yapmasını ister miydin diye sorardım. Cevap hep hayır olur eylem
de anında sonlanırdı. Bugün içimden bunu yapana da sordum aynı soruyu. Soranı
olmuş mudur diye de merak ettim. Ne olur birileri anlatsın bu çocuklara her
varlığın bu dünyada mutlaka gerektiği bir yer var insan hariç. |